Borsada yükselişi destekleyen dört gelişme haberi


Küresel piyasalar haftanın son işlem gününe, ABD tahvil faizlerindeki sınırlı gerilemenin sağladığı rahatlama ile yüksek petrol fiyatları ve yapay zeka yatırımlarının finansmanına ilişkin kaygılar arasında sıkışmış bir görünümle başlıyor. ABD vadelileri bu sabah sınırlı pozitif seyrederken Avrupa vadelilerinde yatay ve temkinli bir fiyatlama var. Asya piyasalarında ise teknoloji hisselerinin öncülüğünde satış baskısı devam ediyor.

Dün Wall Street’te endeksler arasında belirgin bir ayrışma yaşandı. Dow Jones % 0,10 yükselerek 51.231 puandan kapanırken, S&P 500 % 0,47 düşüşle 7.765 puana, Nasdaq ise % 1,25 kayıpla 27.193 puana geriledi. Teknoloji ve yarı iletken şirketlerindeki satışlar Nasdaq’ı baskılarken, yükselen petrol fiyatları enerji şirketlerini destekledi.

ABD vadelileri sabah saatlerinde önceki günkü kayıpların ardından sınırlı tepki alımlarına işaret ediyor: S&P 500 vadeli kontratları yaklaşık % 0,1–0,2 pozitif, Dow Jones vadelileri yaklaşık 100 puan artıda, Nasdaq 100 vadelileri ise teknoloji hisselerindeki kırılganlık nedeniyle yatay–sınırlı pozitif seyrediyor. Avrupa vadelilerinde Euro Stoxx 50, DAX ve FTSE 100 tarafında yataya yakın bir görünüm bulunuyor. Ancak Fransa’nın bütçe ve borç sürdürülebilirliği konusundaki endişeler ile Brent petrolün 103 doların üzerinde kalması, Avrupa’daki tepki alımlarının güçlenmesini engelliyor.

Wall Street’teki satışın merkezinde yapay zeka yatırımlarının karlılığı ve finansman yapısı bulunuyor. OpenAI’ın yıllıklandırılmış gelirinin daha önce işaret edilen seviyeden yaklaşık 20 milyar dolar daha düşük olduğuna ilişkin haberler, yapay zeka şirketlerinin yatırım harcamalarının ne ölçüde gelir ve nakit akışına dönüşeceği konusunda soru işaretleri yarattı. Broadcom, Oracle ve SpaceX gibi şirketlerin yüksek kapasiteli yapay zeka çiplerini satın almak için onlarca milyar dolarlık yeni finansman arayışına girmesi de bu kaygıyı büyütüyor. Broadcom % 4,4, Oracle % 5,5 ve Micron % 4,8 gerilerken yarı iletken endeksindeki kayıp % 3,4’e ulaştı.

ABD’nin 30 yıllık tahvil ihalesine beklenenden güçlü talep gelmesi, tahvil piyasasında kısa vadeli bir rahatlama yarattı. İhale sonrasında ABD 10 yıllık faizi yaklaşık 5 baz puan gerileyerek % 5,23; 30 yıllık faiz ise % 5,60–5,66 bandına çekildi. 30 yıllık ihalede dolaylı yatırımcıların payının % 72,3 seviyesinde gerçekleşmesi, yabancı ve kurumsal yatırımcı talebinin güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak başarılı ihaleler tahvil piyasasındaki yapısal sorunu ortadan kaldırmış değil. ABD’nin artan kamu borcu, yüksek bütçe açığı ve teknoloji şirketlerinin büyük ölçekli borçlanma planları, uzun vadeli sermaye için yoğun bir rekabet yaratıyor. Dolayısıyla % 5’in üzerindeki uzun vadeli faizler geçici bir dalgalanmadan çok yeni bir finansman rejiminin işareti olabilir. Fed tarafında ekim ayında faizlerin sabit tutulması ana senaryo olmaya devam ediyor. Ancak aralık toplantısında yeni bir faiz artışı ihtimali güçlü. Fed üyelerinin açıklamaları da ilave sıkılaşmanın gerekebileceğine, fakat zamanlamanın gelen verilere bağlı kalacağına işaret ediyor.

Asya piyasaları haftanın son işlem gününde genel olarak negatif: Nikkei 225 % 1’in üzerinde geriliyor. Japonya dışı MSCI Asya Pasifik endeksi yaklaşık % 0,2 ekside. Asya’daki zayıflığın temelinde yüksek enerji maliyetleri, küresel tahvil faizleri ve yapay zeka yatırımlarının finansmanına ilişkin kaygılar bulunuyor.

Avrupa piyasalarının ana gündemi Fransa olmaya devam ediyor. Yatırımcılar ülkenin yüksek borç yükünü, bütçe açığını ve 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki siyasi belirsizliği fiyatlıyor. Fransız tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca Fransa’yı değil, İtalya ve Yunanistan gibi yüksek borçlu Euro Bölgesi ülkelerini de etkiliyor. Bu nedenle mesele bir ülke riskinden çok Avrupa’nın mali disiplin ve borç sürdürülebilirliği sorunu olarak algılanmaya başladı. Euro/dolar paritesi 1,122 civarında ve euro yaklaşık beşinci haftalık kaybına ilerliyor. ABD tahvil faizlerinin yüksek kalması doları desteklerken Fransa kaynaklı mali riskler euro üzerinde ilave baskı yaratıyor. Avrupa tahvil piyasasında güvenin kalıcı olarak toparlanması için siyasi söylemlerden çok uygulanabilir bütçe kesintileri, açık hedefleri ve borçlanma programları görülmesi gerekiyor.

TCMB’nin dün açıkladığı 25 Eylül–2 Ekim haftasına ilişkin Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri, yabancı yatırımcının hem hisse hem tahvil tarafında net satıcıya döndüğünü gösterdi. Verinin ana mesajı, fon tasfiyelerinin yarattığı iç satış baskısına aynı hafta küresel yatırımcı kaynaklı çıkışın da eklenmiş olmasıdır. Yurt dışında yerleşik yatırımcılar, fiyat ve kur etkisinden arındırılmış olarak: Hisse senetlerinde 189,9 mn usd, Devlet İç Borçlanma Senetlerinde 484,7 mn usd, Özel sektör borçlanma araçlarında 60 milyon dolar net satış yaptı.

Verinin dikkat çekici tarafı, hisse satışından çok 484,7 milyon dolarlık devlet tahvili satışı. Böylece yabancı yatırımcının tahvil tarafındaki çıkışı üst üste üçüncü haftaya taşındı. Bir önceki hafta da repo hariç DİBS piyasasında yaklaşık 410 milyon dolarlık satış gerçekleşmişti. Yabancı açısından Türk tahvilinin getirisi yalnızca kupon faizinden oluşmuyor. Kur değişimi, enflasyon beklentisi ve küresel risksiz faiz birlikte değerlendiriliyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi % 5,20–5,30 bandına yükseldiğinde Türk tahvillerinin sunduğu ek getiri daha az cazip hale gelebiliyor. Ayrıca TCMB’nin faiz indirimine devam edeceği beklentisi daha önce tahvil fiyatlarını yükseltmişti. Bu nedenle bazı yabancı yatırımcıların, fiyatların yükseldiği dönemde oluşan kazancı realize ederek pozisyonlarını azaltmış olması da mümkün.

Brent petrol, dün Orta Doğu’daki tanker saldırıları ve Meksika Körfezi’ndeki üretim kesintileri nedeniyle % 4,1 yükseldi. Bu sabah ise Başkan Trump’ın ABD’nin ara seçimlerden önce İran’a saldırmayacağı yönündeki açıklaması sonrasında %1,46 ekside. Brent yaklaşık 102,7–102,8 dolar, WTI ise 91 dolar civarında seyrediyor.

Ons altın bu sabah % 1’in üzerinde yükselerek yaklaşık 4.177 dolar, ABD altın vadeli kontratları ise 4.202 dolar civarında işlem görüyor. Yükselişte doların bir miktar değer kaybetmesi, ABD tahvil faizlerinin gerilemesi ve jeopolitik risklerin devam etmesi etkili. Altında kısa vadeli görünüm açısından: 4.200 dolar ilk önemli direnç, Bu seviyenin aşılması durumunda 4.230–4.250 Dolar bölgesi gündeme gelebilir. Aşağıda 4.150 dolar ilk destek, Ardından 4.120 ve 4.080 dolar seviyeleri izlenebilir. Gümüş % 1,4, platin % 2,6 ve paladyum % 2,8 yükseliyor.

BIST 100 dün dalgalı bir seansın ardından % 0,75 yükselerek 12.213,58 puandan kapandı. Endeks kapsamındaki 100 hissenin 71’i günü değer kazancıyla tamamladı. Gün içerisindeki hareket önemli bir mesaj veriyor: Endeks 12.000–12.050 destek bölgesinden tepki üretebildi ancak 12.230–12.250 direnç bandını henüz güçlü biçimde aşamadı. Dünkü tepkiyi destekleyen unsurla ise; Fon tasfiyesindeki 17 fon için ödemelerin başlaması, TCMB’nin finansal sisteme bulaşma riski bulunmadığı mesajı, 12.000 seviyesinden gelen teknik alımlar ve Enerji ve bazı sanayi hisselerindeki seçici yükselişler oldu.

Bugün yurt içinde en önemli veri ağustos sanayi üretimi olacak. Önceki ay aylık üretim % 1,7 gerilemişti. Sanayi üretiminin zayıf gelmesi, ekonomik aktivitedeki yavaşlamayı teyit ederek TCMB’nin faiz indirimi beklentisini güçlendirebilir. Ancak aynı zamanda sanayi şirketlerinin üçüncü çeyrek gelir ve karlılık görünümü açısından olumsuz algılanabilir. Verinin güçlü gelmesi ise büyüme açısından olumlu olmakla birlikte iç talep ve enflasyonun dirençli kaldığı yorumuna yol açabilir. Bu nedenle piyasa yalnızca büyümenin yönüne değil, verinin TCMB’nin faiz patikası üzerindeki etkisine odaklanacak. (M. BAKİ ATILAL)


Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.



Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Prove your humanity: 10   +   7   =